Bizim köyde bir kız vardı hafif gerizekalıydı babası da almanya'da çalışıp buna para yolluyordu köyde halasıyla kalıyordu. Kız bir gün birine aşık olmuş çocukta evlenecez diye bunu kandırmış aylarca sonra samanlıkta sikmiş. Sonra defalarca daha sikmiş ama evlenmek falan yok. Sonra bir gün evine çağırmış evlilik konusunu konuşacaz söz diye yemin etmiş kız gitmiş bu seferde köydeki 8-9 erkek bunu zorla sikmiş... Neyse babası almanya'dan gelip şikayetçi oluyor 3 aylık gebeyken de bebeği aldırıyor bu sefer köydeki 10 tecavüzcü erkek bir avukat tutmak istiyor kimi tuttu derseniz babamı adam başı 4.5 bin tl den 10'la çarpın işten sıradan bir tecavüzün 10 katı para kazanıyor. Köydeki yaşlılar bütün ahali 2 sülale tarafı da diyor ki yapma bu vebali para için almaya değmez..
Sonra mahkemeye çıkıyorlar kıza bin türlü iftira atılıyor sonuçta ''kendi istedi'' ye bağlıyorlar büyük bir avukatlık başarısıyla 10 kişi de serbest... Sonra kız tamamiyle deliriyor ilk önce baygınlık geçirip hastanede kalıyor bir süre sonrada köye gidince evine girmiyor sokaklarda köpeklerle birlikte yaşamaya çöpten beslenmeye başlıyor. Bu sefer köydeki çoluk çocukta eşek sikeceğine bu orada burada yerde uyurken sikiyor.. Babası 3 defa bebek aldırıyor sonuncusunda da komple rahmini aldırıyor köyde de insanlar acıyor sırayla bahçesinde bakıyorlar yemek veriyorlar kadına...
Ben ne zaman köye gitsem benim 2 metre arkamdan korku filmlerindeki insanlar gibi dolaşır kafamı çevirdiğim an kaçar köyde birileriyle konuşsam hemen onların yanına gider der ki '' BUNU BABASI ŞEYTAN ONUNLA KONUŞMAYIN'' bir defasında da biz köyden çıkarken arabaya taş atıp önünde ağlayıp sinir krizi geçirmişti...
Bazen yanına gidip özür dileyip ona sarılmak istiyorum ama olan biteni hiçbir şey değiştirmez
https://www.reddit.com/r/occult/comments/6c5rk7/why_do_so_many_celebriti...
Kim ne yazmissa inanmamis adam ahah
@dogukan: Anti-christ deccal aynı şey insanlar üzerine hikaye uyduruyorlar ne kadarı doğru bilmiyorum önemli olan tanrı yine isa gibi kutsal birini dünyaya gönderecek bu sefer o kişiyi yoldan çıkaracaklar şeytana uyacak ve bu sefer bu illuminaticiler kazanacak olay bu...
Sürekli neredesin ortaya çık diye şarkı yapıyorlar
özellikle
3:20 de dediklerine dikkat et bilmiyorum vigilant citizen den bazı şeyler okudum benzerlerini cemre demirel de yazıyor
https://www.youtube.com/watch?v=HBxt_v0WF6Y
@cavci: Nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum tam olarak... Bence evreni yarattı her şeyi bir illiyet bağı içerisinde dengeledi çünkü bilinçli insanların sistemi anlamasını istedi mucize yok her şeyin bir nedeni var insanların akıllı olmasını ve kavramasını istedi ve olaylara karışmıyor... Ne yapacağımızı görmek istiyor olabilir kendisine ulaşabilecek kadar zekaya sahip olacak mıyız bir gün görmek istiyor olabilir...
Eskiden semerkant diye bir kitap okumuştum Amin maalouf'un orada bir şey beni çok etkilemişti... Bir gün Ömer Hayyam Kral'ın sofrasına davet ediliyor orada din adamları Ömer Hayyam'ın yazdığı şeylere bakıyor ve beğenmiyorlar Ömer Hayyam'a diyorlar ki ''Sen nasıl bir insansın insan Tanrı'yı sürekli övmesi onun için ibadet etmesi gerekir senin yazımlarında bir tane bile övgü yok'' Ömer hayyam'da diyor ki '' Tanrı bir Kral veya padişah mı ki kendisine dalkavukluk yapılmasını istesin tanrı'nın insanlara bahşettiği en büyüğü hediyesi bilincidir ve düşünme yeteneğidir bende bu en büyük hediyeyi en iyi şekilde kullanarak kendisine ulaşmaya çalışıyorum benim ibadetim budur''
"psikiyatriyi bilim olarak bahsederler. bilimin şartları vardır ispat,tekrar edilebilirlik ,ispat gibi. bunların hiçbiri psikiyatride yoktur. psikiyatri simya,astroloji,falcılık gibi sahte bir bilimdir.1968 yıllarında psikiyatrik tacizlerin zirve yaptığı yıllarda dr david rosenhan ve ekibi bir sosyal deney düzenlerler. ses duyduklarını iddia ederek psikiyatri kliniklerine başvururlar. içeriye girer girmez normal davranmaya başlarlar. psikiyatristler yalanı algılayamaz ilaç vermeyi sürdürürler. bir tek bu deney bile psikiyatrinin bilim olmadığının kanıtıdır.''
Uzman Fizikçi Sayın Bülent SEVİNÇ
@atçıl: Ben bunu liseye giderken anneme sormuştum böyle bir peygamber olamaz diye adam resmen peygamberlerin deadpool'u kızlarını sikiyor kendini kurtarmak için kızlarını öne sürüyor karısıda dahil koca kavimden bir kişiyi bile Tanrıya inandıramıyor bol bol sarhoş oluyor falan filan. Olayda ise Lut'un evindeki melekleri sikmek için kasaba kapıda toplanıyor. Lut'da misafirlerime dokunmayın diyip kızlarını öne sürüyor... Annem şey demişti '' Alın kızlarımla ilişkiye girip nefsinizi köreltin diye kızlarını sunmuyor güzelce kızlarımla evlenin sapıklığa son verin diye kızlarını sunuyor''
Ama mantıksız yani 1000 kişi evindeki misafirleri sikmek için kapında toplanmış 2 kızınla 2 kişi evlense geriye 998 kişi kalıyor bütün kalabalığı dağatacak bir öneri değil. Belli ki kızlarımla grup seks yapın kendinizi tatmin edin diyor ÇOK AÇIK
bi kardeşim var benden on beş ay küçük, epilepsi hastası. kafası eksiktir biraz. on beşinde gibi davranır. ben de müslümü ta çocukluktan dinlerim de kardeşim için hayatının bir parçasıdır müslüm baba. ikimiz de babadan bir şey görmedik de o benden çok sarılır müslümün şarkılarına. berberdir. bizim oralarda kafası çalışmayanı berbere verirler çıraklıkta yetişsin diye, o da işte ilkokulu bitirince on sene çıraklık etti varoş mahallemizin bi o berberinde bi bu berberinde. saftır. kovarlardı kızarlardı anlamazdı bir şey, kafası on sene geriden geldi hep. neyse bir gün bi yere gitmiş, iş arıyor yine; dedi, abi adam tıpatıp baba'ya benziyo. girdim, çırak arıyomuşsunuz dedim, baktı yüzüme... anaa aynı müslüm'e benziyor, saz da var kenarda asılı, dedim müslüm'ü çok seviyom ben. gülmüş adam çok sevmiş bunu. bi gün tuttu ta berber dükkanına getirdi beni, abi bak ustama diyo. güldü ustası.
ben iki üniversite okudum. babamla bi küstüm yeni ergenlikte, kendimi hayata attığım gibi bir daha girmedim nerdeyse eve. yakın geçmiş işte... müslüm baba vefat etmeden bir iki sene evvel, bu duymuş müslüm gürses varoşumuza ayak basacak! sevinmiş beni aradı. semtimizin düğün salonu kafe karışımı mekanlarından birini inceden müzikhol gazino arası bir şeye çevirmişler, unutulmuş arabesk efsanelerini iki haftada bir getirtip elaltından içkili, içkisiz kenar mahalle tipi eğlence tertipliyorlar. ben duymamıştım çok şaşırdım; müslüm gürses, hakan taşıyan, cengiz kurtoğlu, etkin, selahattin özdemir, güllü... adamlar semtte benim çocukluğumdan beri konuşulan efsaneyi gerçekleştirmiş. ilçemizin her yaz düzenlediği konserlerde illa ki, "ulan şuraya müslüm gelecek..." diye bahsedilen hayaldi bu. aradı kardeşim işte, "abi kessinlikle eve geliyorsun müslüm buraya geliyor konsere, ikimize bilet aldım." diyor. inanamadım önce ama ceketi alıp düştük yola.
o gün geldiğinde kardeşimin heyecanından iki saat önce çıktık evden. iyi ki de erken çıkmışız ki mekanın önü mahşer kalabalığı, bilet bulamayan milyon kişi kapının önüne birikmiş içeri girmeye çalışıyordu. yeri gelmişken, ta küçüklüğümden mahallemizin abileri müslüm konserlerini efsane gibi anlatırlardı. dinlerdik, konserde jilet dağıtanlar, “müslüm babam ol” diye bağıranlar, kriz geçirenler, delirenler... abilerimiz bunları anlatırken gözlerinin içi parlardı. kıymetli taşlar gibi dolaplarını süsleyen kasetlerini gösterirler bunlarla övünürlerdi. ben ilk aşık olduğum sıralar mahallemizin abilerinden cebrailin gecekondusunda beslediği güvercinlerin yuvalarını patlatmaya gelenlerden illallah eden babası mustafa amca, cebrail abinin yuvayı yıkıp kasetleri dökmüş, o sıra yirmisinde olup serseriliğine halel getirmek istemeyen abimiz, 4 katlı olduğundan ve sokağımızın en yüksek binası bizde olduğundan kuşları gözüm gibi bakmam kaidesiyle bana verip bunun karşılığında müslüm kasetlerinin tamamından feragat edip babasının azıcık da olsa gözüne girmek istemişti. on dördümdeydim o sıralar. sokağa yeni taşınan esmer güzeli de on üçünde olup benimle konuşurken gülmekteydi. ismi esra olan bu kızı çatıdan güvercinleri salarken balkona çıkmasını bekleyip esrarlı gözler'le tüm sokağı inletirdim. şu an evli olduğum o güzel, koltuğa uzanmış yatarken çalan yine aynı şarkıyı bitirip hikayeye döneyim.
mekana girdiğimizde ilk gençlikten tanıdığım torbacı eşrafının işleri genişletip mekan sahipleri olduğunu öğrenmemle ailelere ve özel müşterilere tahsis edilen masalardan birine geçtik, kardeşimi bildiklerinden ortaya meyve tabağı ve kola getirdiklerinde beni de taze sardıklarına aldılar, müslüm çıkmadan önce orta yaşlarında bir solist mekanı coşturacaktı. henüz başlamamıştı konser. eski dostların harmanından ayrılıp kardeşimin yanına döndüğümde baba'yı görecek olmanın heyecanından ne yapacağını şaşırmıştı. solistin çıkacağını söylediğimde üzüldü biraz, "gelecek olum takma" dedim.
solist gelmiş milleti selamlaya selamlaya şarkılarını söylüyor ara ara mikrofonunu dinleyicilerle paylaşıyordu. müslüm o sıra arka kapıdan gelmiş içerde demlenmeye başlamıştı. konser başlamadan önce harmana girdiğimde kardeşimin müslümü nasıl sevdiğini anlatmıştım içerideki ağır abilere, onlar da baba'nın henüz kafası yerindeyken durumdan bahsetmişler, baba da kardeşimi yanına çağırmış. çocuklardan biri gelip kulağıma fısıldadı. bizimkini, gel bi diyerek baba'nın yanına götürdüm. gelin odasından bozma oda dumanaltı olmuş, kurdukları bir iki esrar nargilesinin arasına büyük tekirdağ rakılar açılmış baba tüm şefkatiyle yüzümüze gülüyordu. "hanginiz murat" dedi. kardeşimin gözleri dolmuştu, "benim" dedi ağlamaklı. odadaki herkesin yüzüne bir tebessüm oturdu. baba ayağa kalktı güçlükle, sandalyeyi çekip, gel dedi ve kardeşime sarıldı. ulan sinirim bozuldu ömrümde babam öyle sarılmamıştır murata. baba elvis gibi, kocaman gövdesi, bembeyaz takımı ve sanki tüm dünyayı kucaklayacakmış gibi bakan gözleriyle güldü, keh keh keh! hiç aklımdan çıkmıyor, kardeşimi alıp masamıza döndük ağlamasını durduramıyordu. solist bir buçuk, iki saat sonra sahneyi terkedene kadar mekanın içinde şarkılara eşlik eden, ailesiyle çocuğuyla gelmiş eğlenen, geride eşi dostuyla sakin sayılan kalabalık, babanın sahneye çıkmasıyla delirdi sanki. hiç böyle bir şey görmemiştim. baba damara bi girdi meselem'le, göğsünü gömleğini, boğazlarını yırtanlar, babayı çevreleyen izbandutları aşmaya çalışanlar ki, onlar yüzünden sahne önüne koca koca arjantin dogolar getirildi. kendinden geçti herkes. bir tane oturan yoktu salonda, ben de boydan yana nasipsizliğimden kardeşimin omuzlarına oturdum, kendimden geçmiş baba! baba! diye sayıklıyordum tüm konser boyunca.
konser bitti mekan yavaş yavaş boşaltılırken bir kaç kişi baba'yla fotoğraf çektirmek için bekletildi bir süre. büyük kalabalıkta ben sıyrılıp babaya sarıldım. o da bana sarılınca izbandutlar geri çekildi. geniş göğsüne yüzümü dayadım, kafamın güzelliği de şu bonzai denen zıkkımdan geçmemiş olduğundan hissettiğim o çocuksu ferahlamayı ömrümün bir tek orda duyduğuna eminim. ne ana ne yarda hissetmedim belki o şefkati. belki de kafamdaydı ama müslüm gürsesteki o müslümcülerden başka kimsenin anlayamacağı şeyin ne olduğunu anladım. babamızdı o.
@cavci:
https://www.youtube.com/watch?v=o0MIFHLIzZY
Trompet sesini duyduğumda yerden yükseleceğim
Hiçbir mezar bedenimi aşağıda tutamaz